|
Yönetim Nedir?
Yönetim çeşitli yazarlar
tarafından farklı biçimde tanımlanmaktadır. White, Waldo, Gulick, Pfiffner
ve Presthus gibi yazarlar örgütün amacını vurgulayarak, yönetimi örgüt
amaçlarının gerçekleştirilmesi için insan ve madde kaynaklarının etkili bir
biçimde eşgüdümlenerek işlerin yapılmasını sağlamak olarak görürüler. Bu
yazarlara göre eşgüdüm yönetimin can damarıdır.
Dimock “neyin”,”nasıl”
yapılması gerektiğine bulunan çözümlerin yönetim denen bir sentezi
oluşturduğunu ileri sürer. Simon’a göre yönetim işlerin yapılmasını sağlama
sanatıdır. Ancak hiç bir eylem karar vermeden yapılamaz. Karar verme
yönetimin kalbidir.
Yukarıdaki yazarlar
yönetimi kendi dönemleri içerisinde meydana gelen olayların da etkisi ile
ele almış ve tanımlamışlardır. Bu tanımlar kuşkusuz yönetim biliminin
gelişmesine önemli katkılar getirmiş ve getirmeye devam etmektedir.
Eğitim Yönetimi,
kamu yönetiminin özel bir alanı olarak düşünülebilir. Eğitim örgütleri,
temsili siyasal organlar tarafından saptanmış olan eğitim politikaları
çerçevesinde eğitim ve öğretim faaliyetlerinde bulunurlar. Eğitim yönetimi
ve onun bir alt alanı olan okul yönetimi, devletin eğitim politikalarını ve
yetkili organların bu politikalar doğrultusunda saptadığı genel ve özel
eğitim amaçlarını gerçekleştirmekle yükümlüdür. Böylece yönetim için verilen
tanımlar, eğitim yönetimi için de geçerliğini korumaktadır. Yani eğitim
yönetimi, eğitim alanına ilişkin politika, karar ve amaçların
gerçekleştirilmesiyle ilgilenir. Eğitim yöneticileri de insan ve madde
kaynaklarını eşgüdümlemek, karar vermek grup çabalarını yönlendirmek için
genel yönetimin kuram, teknik ve ilkelerinden yararlanır. Eğitim yönetimi
ile öteki yönetimler arasında pek çok benzerlik bulunmasına rağmen, eğitim
yönetiminin kendine özgü nitelikleri de vardır.
Eğitim Yönetiminin
Özellikleri,
eğitimin özelliğinden doğmaktadır. Eğitimin olduğu gibi eğitim yönetiminin
de en önemli konusu insandır. Eğitim yönetimi, insan ve insanların
oluşturduğu toplumu her yönden geliştirip zenginleştirmeyi amaçlar. Bu
nedenle eğitim yönetimi bilimi “bir eğitim sistemini bütün olarak çözümleme
ve birleştirme” amacına yönelik çalışmalar yapar.
OKUL YÖNETİMİ
Okul yönetimi, eğitim
yönetiminin sınırlı bir alana uygulanmasıdır. Bu alanın sınırlarını eğitim
sisteminin amaçları ve yapısı belirler. Okul yönetiminin görevi okuldaki tüm
insan ve madde kaynaklarını en verimli biçimde kullanıp, okulu amaçlarına
uygun olarak yaşatmaktır. Okul müdürünün bu görevi başarı ile yerine
getirebilmesi, okulu bir roller sistemi olarak görmesine, davranışlarını her
zaman ilişkili olduğu öğretmenler ve diğer personelin rol ve beklentilerini
göz önünde tutarak ayarlamasına bağlıdır. Aslında okul tek başına eğitim
kurumu değildir. Öğrencinin ailesi ve içinde bulunduğu çevre de birer eğitim
kurumudur.
Okul yöneticisinin
görevleri yönetmeliklerde tanımlanmıştır. Ancak okulda meydana gelecek olan
problemlerin çözümünde kanun ve yönetmelikler yetersiz kalabilir. Bu
problemlerin çözümü, personelin davranışları, ilişkileri, okulun kültürü,
iklimi, sağlığı yöneticinin bilgi ve becerisine bağlıdır.
Bir okulun yönetiminde
rol oynayan iç ve dış öğeler vardır. İç öğeler okulun tüm çalışanları, dış
öğeler ise yönetime veya işleyişine etki eden kurum ve kişilerdir.
Okul müdürü ilgili
yasaların, eğitim politikalarının ve çağdaş eğitim anlayışının beklentileri
doğrultusunda okulu amaçlarına ulaştırmak görevi ile yükümlü ve sorumludur.
Bu sorumlulukları şöyle sıralayabiliriz;
·
Okulun
amaçlarını ve felsefesini açıklamak,
·
Okulun
politikasını saptamak ve tanıtmak,
·
Okul
etkinlikleri için ihtiyaçları karşılamak,
·
Okulda
katılımcı ve demokratik yönetimi geliştirmek,(Yeni uygulamayla TKY’yi
yerleştirmek diyebiliriz.)
·
Okulda
kişiler ve gruplar arası ilişkiler kurmak,
·
Öğretim ve
eğitim etkinliklerini planlamak
·
Çevre
değerlerini incelemek ve desteğini kazanmak,
·
Okul içi ve
dışı öğelerle iletişim ve eşgüdüm sağlamak,
·
Etkili bir
işletme yönetimi geliştirmek ve uygulamak,
·
Yapılan
çalışmaları sürekli izlemek ve değerlendirmek.
Bir okul yöneticisi,
okulu iyi veya yetersiz yönetse de yine okul öğretime devam eder. Okul bir
kamu ve sosyal kuruluş olduğuna göre kazanç sağlaması, kar elde etmesi söz
konusu değildir. Bu nedenle iyi bir program ve tüm kaynaklar sağlanmış
olmasına karşın, öğrencilerin iyi yetişmemiş olmasından dolayı görevinden
alınan müdür sayısı azdır. Okul müdürleri daha çok çevrede başarısız
görülmesinden çekinerek, gayret sarf eder. Okul müdürünün öğretici ve diğer
personeli yöneteceğine, başarısının bir bakıma onların çalışmalarına da
bağlı olduğuna göre önderlik yapması beklenir.
Bir okulda yöneticiyi
değerlendiren birey ve grupların başlıcaları üst kademe yöneticileri,
müfettişler, çevredeki birey ve gruplar, veliler, öğretmenler ve
öğrencilerdir. Bu gruplar okulda öğrenimi geliştirmek üzere başlıca dört
türlü değerlendirme yaparlar;
1.
Kapsam değerlendirmesi: Bu değerlendirme amaçların belirlenmesini
sağlar.
2.
Girdi değerlendirmesi: Sistem kaynaklarını karşılama amacına
yöneliktir. Var olan kaynaklar, amaçlarına ulaşma stratejisi, seçilen
stratejiyi gerçekleştirme tasarımları hakkında veri sağlanmasını gerektirir.
3.
Süreç değerlendirmesi: Örgüt amaçlarına uygun olarak verilen kararlar
hakkında veri sağlanması ve yapılan işlemler hakkında kayıtlar elde edilerek
değerlendirmeyi öngörür.
4.
Ürünün değerlendirilmesi: Sisteme girenler işlenerek ürün elde
edilir. Ürürünün daha önce belirlenen niteliklere uygun olması beklenir.
Ürün değerlendirilmesi, çıktıların nitelikleri aranılan niteliklerle
karşılaştırılarak yapılır.
Demokratik toplum ve yapı
içinde okulların yaşama ve gelişmesinden birinci derecede sorumlu olan okul
yöneticileri, bu sorumluluğunu kabul etmek ve gerçekleştirmek zorundadır.
1990’lı yıllarda ise
yönetim, mal ve hizmet üretiminde ve yönetiminde standart kalite, kalite
kontrol, Benchmarking, Toplam Kalite Yönetimi, İnsan Kaynakları Yönetimi
gibi kavramları sıkça kullanır hale gelmiştir. Bu kavramlardan her biri
eğitim yönetimi açısından ayrı bir inceleme ve değerlendirmeyi
gerektirmektedir. Türkiye’nin iki önemli kuruluşunun (Netaş ve Brisa )
“Avrupa Kalite Ödülü”ne aday gösterilmesi ve 1996 yılı Avrupa Kalite
Ödülü’nü Brisa’nın alması dikkatleri yeni bir yönetim anlayışı olan
Toplam Kalite Yönetimi üzerinde toplamıştır. Günümüzde daha çok endüstri
işletmelerinde uygulanan Toplam Kalite Yönetimi ilkelerinin eğitim
kurumlarına da uygulanabileceği görüşü Dünyada giderek yaygınlaşmaktadır.
Sözgelimi ABD’de üç dalgadan söz edilmektedir. İlk kalite dalgası 1950’de
Deming’in kalite kavramını Japonya’ya götürdüğü zaman başlamıştır. İkinci
dalga ise endüstri kesiminin aydın liderlerinin bu kavramı 1980’lerde ABD’ye
geri götürmesi ile oluşmuştur. Üçüncü dalga bu kavramın eğitim dünyasına
girmesiyle kendini göstermiştir.
Bakanlığımız da Toplam
Kalite Yönetimi’ne geçiş kararını alarak, merkez ve taşra teşkilatında bu
yönetim anlayışının yaşama geçirilmesine dönük çalışmalarını sürdürmektedir.
Toplam Kalite
Yönetimi
Toplam Kalite
Yönetimi’nde Dr. Deming tarafından tanımı yapılmış olan yeni bir yönetim
anlayışı ile adım atılmıştır:
“İnsanlar
belirli bir sistem içinde çalışırlar. Bu sistemde yöneticinin görevi, tüm
çalışanların katılım ve desteği ile sistemi sürekli iyileştirmektir.”
Bu tanım çerçevesinde bir
kuruluşun geleneksel yönetim anlayışından uzaklaşarak TKY’ye yaklaşım
yapabilmesi kültürel bir dönüşümü gerektirmektedir. Bu kültürel dönüşümün
başarılı bir şekilde yaşanabilmesi için bazı kavram ve uygulamaların
yerleştirilmeye çalışılması gerekmektedir.
Müşteri Odaklılık
Bazı kişiler çalıştıkları
kuruluşun organizasyonel yapısı kendilerine sorulduğunda bir organizasyon
şeması çizerek hiyerarşik yapılanma içinde birimlerden, bölümlerden, yetki
sınırlarından ve ast, üst ilişkilerden bahsederler. TKY anlayışının
yerleştiği kuruluşlarda ise çalışanlar organizasyonel yapıyı tanımlarken
kendilerinin kimin tedarikçisi olduklarını ve kendilerine de kimin neyi
tedarik ettiğini düşünürler. Örneğin okul müdürü, müdür yardımcıları ve
öğretmenlerin onların hizmetlerini değerlendiren, alan müşteri
pozisyonundadır. Müdür yardımcıları ve öğretmenler, okul müdürünün
tedarikçileridir. Öğrenciler öğretmenlerin müşterisi, öğretmenler
öğrencilerin tedarikçisidir diyebiliriz. okul müdürünün, öğretmenlerin
kaliteli hizmet verebilmeleri, kendilerinden ne zaman ve nasıl bir hizmet
isteneceğinin bilinmesine bağlıdır.
Tedarikçilerin
kendilerinden istenenleri ne kadar iyi anladıklarına bağlı olarak etkili bir
müşteri tedarikçi ilişkileri ağının kurulması, üretilen hizmetin son
kullanıcıları olan dış müşterilerin de tatmini sonucu doğacaktır.
Bir kuruluşun tüm
elemanları( bölümler, birimler, fonksiyonlar)müşterilerin ihtiyaçlarına uyum
ilkesini benimsediğinde ve herkes “benim müşterim kim ya da kimlerdir ve
benden ne istenmektedir? Sorularını sürekli olarak kendisine sorduğunda
TKY’ye geçişte en önemli adımlardan birini atmış olacaktır.
Okullarımızdaki
müşteriler
Müşteri, “ satın alan,
alıcı veya kendisine ürün veya hizmet verilen kişidir. Daha çok endüstri ve
hizmet sektöründe kullanılan müşteri kavramı TKY’nin değişik sektörlere
uygulanması ile kullanım şekli ve anlamı genişlemiştir. İlköğretim
okullarında çalışanlar akla gelmektedir. Ancak TKY anlayışına göre müşteri,
sadece üretilen malı veya hizmeti kullanan veya tüketen işyeri dışındaki
kişi ve kuruluşlar değildir. İşyeri içinde birbirleriyle bağlantılı iş yapan
kişiler, çalışanlar, yöneticiler, bölümler olabilmektedir. Buna göre iç
müşteriler, okul müdürü, müdür yardımcıları, öğretmenler, memurlar,
sekreterler, hizmetliler vb ve öğrencilerdir. Dış müşteriler, veliler,
il/ilçe milli eğitim müdürleri, esnaf giderek toplum diyebiliriz.
Kalitenin Önemi
Bir ürünün kalitesini ne
mühendisler, ne tasarımcılar, ne de muhasebeciler belirler. Ürün kalite
düzeyi pazardaki müşteriler tarafından belirlenir. Günümüz koşullarında
müşteriler, kendilerine üretilen mal ve hizmetlerin satıldığı ve bir daha
ilgilenilmeyen kişiler ya da kurumlar olarak görülmezler.
TKY anlayışının
yerleştiği kuruluşlarda hem iç ve hem dış müşteriler kendilerine kalitesiz
ürünlerin de satılabileceği endişesi ile vakit kaybetmezler. Bu kuruluşta
çalışanlar sorunları gizlemez ve sürekli çözüm arayışına yönelirler ve “işimizi
daha iyi yapabilmek için ne yapabiliriz?” sorusuna yanıt ararlar.
Organizasyonel Yapı
TKY’nin gerekli kıldığı
dönüşüm, kendisini organizasyonel yapılanma biçiminde de hissettirir ve bu
dönüşüm gerekse organizasyonel yapılanmada yüksek performans modeli
organizasyonel yapılanmaya doğru gelişir.
|
Geleneksel
Bürokratik Organizasyonel Modeli |
Yüksek Performans
Organizasyon Modeli |
|
Çok kademeli |
Yatay |
|
Otokratik |
Emredici |
|
Emredici karar alma |
Fikir birliği |
|
Rekabetçi |
İşbirliği |
|
“Bana ne yapacağım
söylersin” |
“Daha iyiyi nasıl
yapacağımızı biliriz” |
|
“Yapılması gereken
bir iş” |
“Bu benim işim” |
|
Bir konuda uzmanlaşma |
Çeşitli konularda
uzmanlaşma |
|
Yeniliğe kapalı |
Yenilikçi |
|
Değişime karşı direnç |
Fırsatları yakalama
arayışı |
|
Statükocu |
Değişime açık |
|
Kurallara bağlı ve
yavaş |
Esnek ve hızlı |
|
İşleri doğru yapmak |
Doğru işleri yapmak |
|
Organizasyon odaklı |
Müşteri odaklı |
|
“Kırılmadıkça tamir
edilmez” |
Sürekli iyileştirme |
|
Nezaretçi denetimi |
Otokontrol |
|
Kabul edilebilir hata
oranı |
Sıfır hata |
|
Önce teknoloji |
Önce insan |
İşgücü ve Eğitim
TKY anlayışında insan
kaynakları kuruluşun en değerli varlığı olarak kabul edilir, her kesin
eğitim eğitim ihtiyacı olduğuna inanılır. Buna göre öğretmenlerimizin,
okuldaki diğer çalışanlarımızın sürekli eğitime ihtiyacı olduğu kabul
edilebilir. Hangi konularda nasıl eğitim alınacağı sununun ilerleyen
kısımlarında değinilecektir.
“Yeterli eğitim
programları ile desteklenmeyen projelerin başarı şansı yoktur. Eğitimi
kurumsallaştırın ve iş başında eğitimi yerleştirin.”
“En iyi yatırım insana
yapılan yatırımdır. Bir kuruluş gücünün insanlardan alır, bu nedenle kişisel
gelişmeye yönelik eğitimleri özendirin.”
Dr Deming
Sürekli İyileştirme
Geleneksel eğitim
anlayışında sorunlar ortaya çıkmadan çözüm arama anlayışı yer almaz. TKY’de
ise her alanda "sürekli mükemmellik anlayışı” egemendir. Bu anlayış
aynı yangının defalarca söndürülmesi yerine yangının çıkmasını önleyici
etkili tedbirlerin alınmasına benzetilebilir. Sürekli iyileştirme, bir
tarladan daha fazla verim alabilmek için toprağın bileşiminin, sürüş
tekniklerinin, kullanılan tohumların, gübreleme ve sulama tekniklerinin ve
çiftçinin bilgi ve deneyimlerinin sürekli olarak geliştirilmesine
benzetilebilir.
Ekip Çalışması
Geleneksel
organizasyonlar bireysel performansı ve bireysel davranışları öne çıkarır ve
çalışanlar bireysel başarı hedefleri için motive edilir. Bu anlayışa göre
çalışanlar birbirlerinin rakipleridir.
TKY herkesi bir ekibin
üyesi olarak görür ve ekip oluşumu ve ekip çalışmasını kolaylaştırıcı
düzenlemelere olanak tanır. Sorunlara uygun çözüm arayışı ekip çalışması
ortamında gerçekleştirilir. Sonuç da ekip çalışmaları ve toplantılar kişisel
gelişmenin, öğrenmenin, iletişimin, yaratıcı fikirler üretmenin ve
katılımcılığın en etkili aracı haline gelir.
Yönetim Anlayışı ve
Güven
“Çalışanlar uygun ve
yeterli sorumluluk ve yetki ile birlikte işlerini yapabilmek için gerekli
olanaklara sahip olduklarında kendilerinin de grur duyacakları işleri
yapabilecek kişiler midir, yoksa yöneticiler tarafından dikkatle izlenerek
ödül ve ceza mekanizması ile sürekli olarak gözaltında bulundukları mı
gerekir?
Geleneksel yönetim
anlayışında insanların belirli performans düzeyinde çalışmalarını sağlayıcı
metot, prosedür ve randıman ölçüleri bulunmaktadır. Yönetim, standartları ve
hedefleri belirler ve çalışanların bunlara hangi ölçüde ulaşıldığını
denetler.
TKY’de lider yöneticinin
görevi birlikte çalıştığı insanları yargılamak değil, onlara yol göstermek,
önderlik yapmak ve kendilerini geliştirmelerine yardımcı olmak.
Bu iki görüş farkı
yönetici tipini ortaya çıkarmıştır. TKY’de lider yönetici katılmalı yönetim
tipinde,geleneksel yönetimlerdeki yöneticiler ise sömürücü otoriter tipinde
yer almaktadır. Sömürücü otoriter yöneticiler çalışanları kendilerine
güvenilmemesi gereken, tembel ve fırsat bulduklarında daha az çalışmanın
yollarını araştıran kişiler olarak görürler. Günümüzde bir döşüm süreci
yaşanmaktadır. Bu dönüşüm sürecini kısmen gerçekleştirebilmiş kuruluşlarda
yöneticiler bazı çalışanlara kısmen güvenirken, diğerlerini gözetim altında
bulundurarak ödül ve ceza sistemi içerisinde motive etmeye çalışırlar.
TKY yöneticisi olan
kuruluşlarda çalışanlar, kendilerine açık ve net hedefler verilip bu
hedeflere ulaşmalarını sağlayıcı uygun ortam koşulları ve eğitim olanakları
yaratıldığında başarılı işler yapabilecek kişiler olarak görülürler.
Yöneticiler çalışanlar
arasında güvenin yetersiz olduğu kuruluşlarda korku, organizasyonel kültüre
egemen olur ve korkunun bulunduğu yerlerde de yanlış işler yapılır.
Yönetimin en kritik görevlerinden biri kuruluş içinde her kademede
karşılıklı güvene dayalı ilişkiler mantığının yerleştirilmesidir. Yeterli
güvenin bulunmadığı organizasyonlardı birimler, bölümler ve kişiler arasında
kesin sınır çizgileri ile tanımlanan bariyerler oluşur.
TKY çalışınlar arasında
güvene dayalı ilişkilerin gelişmesi ile görünen ve görünmeyen sınırların
ortadan kaldırılmasını gerektirir. Güven ortamının gelişmesinde açıklık,
şeffaflık, iletişim ve motivasyon çok önemlidir. Böylece bir ortamda yapılan
hatalar ve yanlışlıklar kişileri cezalandırmak için değil, iyileştirme ve
hataların nedenlerini bularak tekrarını önleyici tedbir almak için iyi bir
fırsat olarak görülür.
Karar Alma
Geçmişte işletme
organizasyonlarında karar alma süreçlerinde içgüdülere, geleneklere,
alışkanlıklara ve deneyimlere bağlılık en güvenilir dayanakdı ve bu sürece
yöneticilerin dışında hiç kimse katılmaz, yöneticilerin aldıkları kararlar
tartışılmazdı. Çünkü bu kararlar onların köklü yöneticilik bilgi ve
deneyimlerine dayanmakta idi.
TKY, karar alma
süreçlerinde objektif ve gerçekçi verilerin kullanımını gerektirir. Bu
süreçde hedefler ölçülebilir kriterlerle birlikte ortaya konur ve sorunlar
olabildiğince somut verilere dayalı olarak tanımlanır ve karar alma
süreçlerine yaygın katılım desteklenir. Böylelikle alınan kararların kişisel
öngörü, deneyim ve alışkanlıklara bağlı kalarak isabetsizlik riski en aza
indirilirken, katılımcılığın güçlendirilmesi yönünde de önemli bir adım
atılmış olur.
Katılımcılık
Merkeziyetçilik
anlayışının benimsendiği geleneksel yönetimde katılımcılığın yeri yoktur.
Katılımcılık, organizasyonun her kademesine çalışanların kuruluşa karşı
tavır, tutum ve davranış biçimleri ile yakından ilgidir. Zaten TKY’nin
gerektirdiği kültürel dönüşüm kendisini en fazla bu alanlarda
hissettirecektir.
Katılımcılık, kişiler
ilerini daha iyi yapabilmeleri ve bundan hem kendilerinin ve hem de
kuruluşun yarar sağlayabilmesi için karar alma gücünün paylaşılması olarak
tanımlanabilir. TKY uygulama sürecinde sürekli iyileştirme, sorunların
analizi ve çözüm geliştirme, amaçların doğru belirlenmesi, amaçlara göre
yönetim ve kalite fonksiyonunun tüm süreçlere yayılımı ile katılımcılığın
güçlendirildiği bir ortamda gerçekleşebilir.
*Etkili
bir haberleşme ve iletişim sistemi kurarak tüm çalışanlara işleri ve
kuruluşla ilgili gerekli bilgilerin zamanında, doğru ve hızlı bir şekilde
sağlanması.
*Yöneticiler de dahil
olmak üzere onganizasyonun her kademesinde yaygın sürekli ve planlı eğitim
programlarının uygulanması.
*Karar
alma gücünün organizasyonun her kademesinde paylaşılarak merkeziyetçi
yönetim anlayışının terk edilmesi.
*Gerçekçi
performans kriterlerine dayalı olarak performansın ölçülmesi, uygun
özendiricilerle motivasyon ve ödüllendirme mekanizmalarının geliştirilmesi.
Toplumsal Sorumluluk
Geleneksel yönetim
anlayışı, kuruluşların topluma karşı sorumluluklarını ve toplumsal gelişme
katkılarını dile getirmez.
Bilgi paylaşımına dayalı
olan TKY bunu kuruluş içinde olduğu kadar, kuruluş dışında da
gerçekleştirmeye çalışır. TKY’nin toplumsal sorumluluk boyutu, bilinenlerin
ve öğrenilenlerin toplumla ve diğer kuruluşlarla paylaşımı ile “tekerleğin
yeniden keşfi” için boşa vakit harcamasının önlenmesi ile ilgilidir. TKY
anlayışının yerleştiği kuruluşların çalışanlarının bu anlayışı ailelerine ve
topluma yayarak ülke ve dünya sorunlarına karşı daha ilgili bir birey olarak
bu konularda üstlerine düşen ödevleri yerine getirmede daha duyarlı olmaları
beklenir.
TKY, kişisel gelişme ve
bunun kuruluş dışına yansımaları ile birlikte toplumsal gelişmeye de katkı
sağlayacaktır. Bu kuruluşların çalışanları doğanın ve çevrenin hızla
tahribi, trafik kazaları ve aşırı nüfus artışı gibi olgular karşısında
kayıtsız kalmayarak, komşusuna selam vererek, arabasının küllüğünü caddeye
boşaltmayarak, çocuklarının sorunları ile ilgilenerek toplam kalite
ifadesindeki toplam sözcüğünün gerçek anlamına ulaşmasını sağlayacaklardır.
TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ
VE EFQM MÜKEMMELLİK MODELİ
Mükemmellik,
bir kuruluşu yönetme ve başarılı sonuçlar ede etme konusunda başkalarına
örnek olacak uygulamalar gerçekleştirmek olarak tanımlanmaktadır.
Mükemmelliğe gerçekten ulaşmış kuruluşlar paydaşları için olağanüstü
sonuçlar yaratma bunları sürdürme becerisine sahip olanlardır.
Olağanüstü sonuçlar elde
etmek yeterince zordur. Ancak giderek artan küresel rekabetin , hızlı
teknolojik gelişmelerin ve müşteki kitlelerindeki hızlı değişimlerin söz
konusu olduğu bir dünyada bu sonuçları sürdürebilmek daha zordur.
Mükemmellik bir teori
değildir. Temel faaliyet alanlarında ve süreçlerde sınıflarında en iyi olan
somut sonuçların sürdürülebileceğine ilişkin kanıtların mevcut olmasıdır. Bu
sonuçların sürdürüleceğine ilişkin kanıtlar yalnızca geçmişteki performansı
gösteren finansal sonuçlarla sınırlı değildir. Kanıtlar arasında müşteri
tatmini ve bağlılığı, çalışanların motivasyonu yeterlilikler ve süreç
performansları gibi kuruluşun gelecekti finansal performansına katkıda
bulunacak göstergelere ilişkin sonuçlar da vardır. Belirtilen türde
sonuçların sürdürülebileceğine ilişkin güven oluşturmak için ayrıca
kuruluşun işlemlerinin ve faaliyetlerinin sağlam bir temele dayandığına
sistematik olduğuna sürekli olarak gözden geçirildiğini ve iyileştirildiğine
ilişkin kanıtlar da olmalıdır.
EFQM (Avrupa Kalite
Yönetim Vakfı) Mükemmellik Modeli),
Kuruluşlara mükemmelliğe giden yolun neresinde olduklarını gösteren
darboğazlarını saptamalarını sağlayan ve uygun çözümleri teşvik eden pratik
bir araçtır. Ulusal Kalite Ödülü ‘nde de kullanılan EFQM Mükemmellik
Modeli, Ayrıntılı ve sınırları kesin çizgilerle tanımlanmış bir model
değildir. Kuruluşlarda sürekli mükemmelliği sağlamaya yönelik değişik
yaklaşımların geçerliliğini kabul etmektir.
Modelin temelinde yatan
kavramlar Toplam Kalite Yönetimi adıyla yaygın olarak anılan yönetim
anlayışının temel noktalarını, kurumsal mükemmelliğe erişmenin vazgeçilmez
unsurlarını tanımlamaktadır.
Bu temel kavramlar;
·
Sonuçlara
Yönlendirme,
·
Müşteri
Odaklılık,
·
Liderlik Ve
Amacının Tutarlılığı
·
Süreçler Ve
Verilerle Yönetim,
·
Çalışanların Geliştirilmesi Ve Katılım,
·
Sürekli
Öğrenme,
·
Yenilikçilik Ve İyileştirme,
·
İşbirliklerinin Geliştirilmesi,
·
Toplumsal
Sorumluluktur.
Bir kuruluşun EFQM
Mükemmellik Modelinden mümkün olan en fazla faydayı elde edebilmesi için ilk
yapması gereken modelin altını çizen bu kavramları kabul edip etmediğini
sorgulamaktır. Açıktır ki bu kavramlar tam olarak anlaşılmadan ve kabul
edilmeden Modelin benimsenmesinden bir ilerleme beklemek hem zor hem de
anlamsız olacaktır.
Modelin Yapısı :
EFQM Mükemmellik
Modeli 9 ana kriter üzerine kurulmuştur. Bu kriterlerden 5’i “Girdi”
kriterlerini, “4’ü ise Sonuç kriterlerini oluşturur. Girdi kriterleri bir
kuruluşun yaptığı faaliyetleri içerir. Sonuç kriterleri ise o kuruluşun
neler gerçekleştirdiğini gösterir. Sonuçlar girdilerden kaynaklanır.
Performansla ilgili tüm
boyutlarda sürdürülebilir mükemmelliği gerçekleştirmek üzere pek çok
yaklaşımın olabileceğini gerçeği üzerine kurulmuş olan modelin tanımı şu
ifadeye dayanır; Performansa, Müşterilere, Çalışanlara ve Topluma yansıyan
mükemmel sonuçlar, işbirlikleri, kaynaklar ve süreçler aracılığıyla
gerçekleştirilir.
EFQM Mükemmellik Modeli şeklindeki blok şema ile gösterilmektedir. Şeklin
alt ve üst tarafındaki oklar modelin dinamik yapısını ortaya koyar. Bu
oklar, girdiklerindeki iyileştirmeleri sağlayan ve böyle sonuçlardaki
iyileşmelere yol açan öğrenme yaklaşımlarını gösterir. Modeldeki 9 kutu
,kuruluşun mükemmelliğe erişme yolunda gösterdiği çabalara ilişkin
değerlendirmeleri içeren ana kriterleri temsil eder. Her kriterin ayrıntılı
olarak anlaşılmasını sağlayan ayrı ayrı alt açınımları vardır. 9 ana kriter
32 alt kriter ile desteklenmiştir. Alt kriterlerde olası ilgili alanların
listesi bulunur. İlgili alanlar listesi zorunlu ya da değişmez değildir.
Ancak alt kriterlerin yol gösterici alt maddelerle açıklanmasına yardımcı
olur.
Farklı Sektörler ve
Mükemmellik Modeli:
EFQM Mükemmellik Modeli, siyasi politikaların kalitesini ya da
mükemmelliğini değil, kurum yönetimlerinin mükemmelliğini sorgulayan bir
yönetim modelidir. Bu nedenle, sektör, büyüklük, yapı ya da gelişmişlik
düzeyinde bağımsız olarak, temel kavramlar ve modelin genel çerçevesi her
kuruluşun başarılı olabilmesi için bir çerçeve oluşturmaktadır. Model,
özünde tüm sektörler için ayrıdır. Sektörel farlılıklar ise detayda, ana
kriter alt açınımlarında farklılık olarak kendini göstermektedir. KOBİ(
Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler) kategorisi için model, Büyük Ölçekli
işletmelere göre daha az sayıda alt kriter (32 yine 22 alt Kriter) ve alt
açılım ile daha basit olarak sorgulanmaktadır. Kamu sektörü için ise, model
kamuya özgün farlılıklara dikkat edilmesi gereğine dikkat çekmektedir. Bu
çerçevede, girdi kriterlerinde bir farlılık içermemesine karşın, çıktı
kriterlerinde kamuya özgün bazı performans parametrelerine yer verilmiştir.
Kamu Sektörü ve
Mükemmellik Modeli:
EFQM Mükemmellik Modeli kurum yapılarının ülkelere göre farklılıklar
gösterebileceğini dikkate alır. Bu nedenle, ülkelerin kamu sektöründe de
yönetimlerin iyileştirilmesi veya yeniden yapılanmada vurgulanan
hedeflerinin farklılaşması doğaldır. Örneğin, batıda kamu sektörünün
kalitesinin iyileştirilmesi ile ilgili olarak müşteri odaklı olma
yönetimlerin şeffaflığı ve esnekliği veya yönetimin etkinliğinin
arttırılması gibi konular öne çıkmaktadır. Var olan uluslar arası
uygulamalarda , kamu yönetiminin çağdaşlaştırılması ve yeniden yapılandırma,
kamu yönetiminin ortak temalarındır.
Kamu sektörünün kendine
özgü yapılanması ve ve toplumsal rolünden kaynaklanan gerekler veya
kısıtlamalar şunlar olabirir.
-Kurum yönetiminin
rolünün tanımlanması ve bu rolün politik role ilişkilerinin netleştirilmesi
gerei,
-Kamu sektöründe
müşteriler; merkezi veya yerel yönetimlerin ürettiği ya da sağlandığı ürün
yada hizmetlerden yararlananlar veya kullananlardır. Müşterilerin bu
ürünlerin ilk kullanıcıları olmaları şart değildir.
-Kamu yönetiminde
politik hedefler hükümetlerce belirlenir. Müşteri memnuniyeti politikalarla
öngörülen müşteri grupları esas alınarak tanımlanır.
-Müşterilerle ilişkiler,
özel sektör kurumlarındaki müşteri ilişkilerinden çok farlı olabilir.
Örneğin; kamu kuruluşlarının pazarlardaki konumu tekil, zorunlu ve diğer
alternatif engelleyici olabilir. Bu durum, kurumların ister bireysel,
isterse de tüm toplum olsun, müşterilere hizmet ettiği gerçeğini
değiştirmez.
-Politika ve stratejiler,
müşterilerin, çalışanların toplumun gereksinimlerinin dengelenerek
karşılanması ve hükümetlerin hedefleri doğrultusunda kurum kültürü kurumsal
yapı ve işlevlerle ilişkilendirilmelidir.
-Varolan kısıtlayıcı
mevzuata karşın, kuruluş yönetimleri iç müşteri olan çalışmalarının
geliştirilmesi ve iyileştirilme çalışmalarına katılımlarını en iyi biçimde
kullanmaya ve hizmet vermeye çalışırlar.
-Finansal kaynakların
değişik faaliyet alanlarında kullanılması ilişkin sınırlamalar veya
zorunluluklar olabileceği gibi yeni kaynaklar oluşturma olanakları da
kısıtlı olabilir.
-Kamu kuruluşları
kaynaklarının denetlenmesine karşın kendilerin çizilen çerçeve nedeni ile
kaynak yönetiminin ölçülmesini ve iyileştirilmesini yeterince yapamamakta ve
kaynakların politika ve stratejisini destekleyecek biçimde kullanmaktadır.
Sonuç olarak;
EFQM mükemmellik modeli mükemmelliğe ulaşmak için bir çok yaklaşım
olabileceği bilinciyle, yönetimlere zorunluluk içermeyen bir çerçeve
oluşturur. Bu nedenle hangi politik ortamdan etkilenirse etkilensin, hangi
kültürde olursa olsun hangi farklılıkları içerirse içersin hangi gelişmişlik
düzeyinde olursa olsun EFQM Mükemmellik Modeli farklı kamu kuruluşlarına bu
stratejilerin yansıtılabileceği yönetsel bir araç sunar.
OKULLARDA TOPLAM
KALİTE YÖNETİMİ UYGULAMASI
OGYE Kalite Kurulu
TKY’nin uygulanması için gereken kararları alır, yürütür ve geliştirir.
Kalite Kurulu
Kimlerden Oluşur?
·
Okul müdürü
(Aynı zamanda kalite yöneticisi)
·
Projeden
sorumlu müdür yard.
·
Okuldaki
zümre başkanlarından seçilecek 4 temsilci,
·
Okul aile
birliği temsilcisi(okulda öğrencisi bulunan velilerden),
·
Okul koruma
derneği temsilcisi(okulda öğrencisi bulunan velilerden),
·
En az iki
öğrenci temsilcisi(Okuldaki öğrenci sayısı dikkate alınarak),
·
Kalite
kurulu danışmanı (TKY konusunda uzmanlaşmış, çeşitli kurum ve
üniversitelerden profosyonel anlamda yadım alınabilecek kişiler).
Okul gelişim yönetim
ekibi (OGYE) nin kalite kurulundan daha üst bir kurul olduğu gözükmektedir.
OGYE okul müdürlüğünün liderliğinde çalışarak okulun gelişimini planlayan,
planlanan çalışmaları uygulayan çalışmalarda gerekli okul içi ve dışı
koordinasyonunu ve organizasyonunu yürüten bir çalışma grubudur. Örgütlenme
olarak kalite kurulundan şu farklılıkları gösterir.
·
Öğretmen
(ikiden az olmamak üzere okuldaki öğretmenlerin sayısı dikkate alınarak
yeter sayıda okul tarafından belirlenir. İlköğretim okullarında 1.kademeden
ve 2.kademeden öğretmenlerin bulunmasına dikkat edilir.)
·
Rehber
Öğretmen
·
En az bir
destek personeli (kütüphane memuru, hizmetli, sağlık memuru gibi)
·
Veli
·
Okul Aile
Birliği sınıflar temsilcisi
·
Sivil
Toplum Örgütlerinden seçilen bir temsilci
·
Muhtar
·
Okulun
bulunduğu mahallede bulunan sanayii, ticaret odalarından birer temsilci
OGYE nin Kalite Kurulu
Olarak Görevleri
1.
Üyeler aracılığı ile Kalite Kurulu çalışmalarını okuldaki diğer
birimlere duyurmak,
2.
Okuldaki tüm personelin eğitim faaliyetlerini organize etmek,
3.
Okulun amaç ve hedefleri belirledikten sonra yapılan ihtiyaç
analizleri doğrultusunda toplam kalite yönetimini uygulamak,
4.
Tasarlanan süreçlerin yürütülmesi ve geliştirilmesi için gerekli
kararları ve tedbirleri almak,
5.
Ödül ve özendirme mekanizmasını tespit etmek ve uygulamaya koymak,
6.
Tanıtma faaliyetlerini organize etmek,
Kalite Geliştirme
Ekibi
Toplam kalite yönetimi
felsefesinin motor gücü olarak tanımlanan Kalite Geliştirme Ekipleri, aynı
iş yerinde çalışan kişilerden gönüllü olarak oluşturulan ve iş ile ilgili
problemleri çözmek için bir araya gelen çalışanlar grubu olarak
tanımlanabilir. Kalite geliştirme ekipleri olarak geçen bu kavram,
literatürde ve ülkemizde kalite iyileştirme ekipleri, kalite kontrol
çemberleri, çalışma grupları gibi değişik şekillerde kullanılmaktadır. Bu
çalışmada toplam kalite yönetimi felsefesini daha iyi ifade ettiği için
“Kalite Geliştirme Ekibi” adının kullanılması tercih edilmiştir.
Kalite kurulundan sonra
kurulacak olan kalite geliştirme ekipleri genellikle kalite kurulunun
belirlediği öncelikli kilit alanlarda çalışan, problem çözücü ekiplerdir.
Kalite Geliştirme
Ekiplerinin Organizasyonu
Genellikle 5 ile 7
kişiden oluşan bu ekipler bazen aynı zümre öğretmenlerinden ya da ayrı
zümrelerdeki öğretmenlerden oluşabilir. Bunun yanı sıra kalite geliştirme
ekiplerinde bu ekiplerin çalıştıkları konu ile ilgili olarak yöneticiler,
veliler, öğrenciler de görev alabilirler. Bir Kalite Geliştirme Projesi
konusu seçildikten sonra ekip üyelerinin hepsi bir masada çalışmalıdır.
Kalite Geliştirme
Ekipleri bir ekip lideri ve üyelerden oluşur. Bunun yanı sıra Kalite
Geliştirme Ekibinde ihtiyaç durumunda danışman da görev alabilir.
Kalite Geliştirme
Ekiplerinin Görevleri
Her bir sorun için ayrı
bir ekip kurulabileceği gibi benzer sorunlar için de aynı ekibe görev
verilebilir. Örneğin, her zümre ayrı ayrı birer Kalite Geliştirme Ekibi
olarak görev yaparak verdikleri derslerle ilgili etkin öğretim metotları
konusunda bir çalışma yapabilir. Okul içi sorunlar, kütüphane kurulması,
derslerin iyi bir şekilde işlenmesi, ders işlenmesinde teknolojiden
yararlanılması, okul veli iş birliğinin etkin şekilde işletilmesi
teknolojiden yararlanılması, okul veli iş birliğinin etkin şekilde
işletilmesi vb. konularda bir ekip oluşturulabilir.
Okulda birbiri ile ilgili
benzerlik taşıyan sorunların çözümlenmesi için bir başka ekip kurulabilir
ve bu ekipte değişik branşlardan öğretmenler yer alabileceği gibi öğrenciler
ve veliler de bulunabilir.
Bu ekipler çoğunlukla
haftada bir, ekip liderinin rehberliğinde ve ihtiyaç duyulduğunda
toplanırlar. Üyelerin bir ekipte görevlendirilmesi, incelenmekte olan konu
hakkındaki bilgilerine, yeteneklerine veya yetki düzeylerine bağlıdır. Bir
okulda ihtiyaca göre aynı anda çalışan onlarca ekip kurulabilir.
Kalite Geliştirme
Ekipleri “ Çalışma Planlarını” ve çalışmaların sonunda hazırladıkları
“Faaliyet Raporlarını “ Kalite Kuruluna sunarlar.
Kalite Geliştirme
Ekiplerinin Eğitimi
Eğitim olmaksızın toplam
kalite yönetimi felsefesinin yerleştirilmesi düşünülemez. Kalite Geliştirme
Ekipleri kaliteye ilişkin sorunları etkili bir şekilde çözebilecek bilgi ve
becerileri kazanmak, bunları yaptıkları çalışmaları yansıtabilmek için bir
eğitim programından geçmelidirler. TKY’ nin başarı ile uygulanması açısından
Kalite Geliştirme Ekiplerinin eğitimi, oldukça önemlidir. Bu eğitim anlamsız
ve geçici bir tecrübe değildir.
Ekip üyeleri sorunları
analiz etmek ve temelde yatan sebepleri belirleyebilmek için, çoğu
istatistiksel verilere dayanan, özel araç ve teknikleri öğrenirler. Bu
tekniklerle, örneklendirme, anket yapma, veri toplama gibi gerekli
becerileri edinirler.
Kalite Geliştirme
amacıyla düzenlenecek eğitim programları şunlardır :
·
Yöneticiler
için kalite yönetimi,
·
Kalite
Geliştirme Ekibi üyeleri ekip çalışması teknikleri,
·
Kalite
Geliştirme Ekibi liderinin eğitimi,
·
Kalite
Geliştirme Ekibi için ileri istatistiksel teknikler,
·
Sürekli
eğitim programları,
·
Çalışanlara
toplam kalite yönetimi programı,
·
Toplam
kalite yönetimi seminer programları
Herhangi bir proje
üzerinde çalışacak olan Kalite Geliştirme Ekibi üç aşamalı modüler bir
eğitim alacaklardır.
Okulda Toplam Kalite
Yönetimi Uygulama Süreci
Toplam kalite yönetiminin
okulda gerçekleştirilmesinde üç aşamalı süreç uygulanır.
Burada önerilen süreç
toplam kalite yönetiminin okul örgütünde uygulanması amacıyla
gerçekleştirilmiştir. Süreçteki birinci aşama 4 ila 6 ayı, ikinci aşama 6
ila 18 ayı göstermektedir. Toplam kalite yönetiminde üçüncü aşama geleceğe
dönük TKY organizasyonu için bir uygulama sürecidir. Bu süre toplam olarak
2-4 yıllık bir süreyi kapsamaktadır. Süreyi etkileyen faktörler şunlardır:
·
Yönetimin
gösterdiği bağlılığın derecesi,
·
Kullanılan
kaynakların miktarı,
·
Örgütün
boyutları,
·
Örgütün
mevcut durumu ve karmaşıklık derecesi,
·
TKY’ nin
uygulamadaki becerilerdir.
Toplam Kalite Yönetimi
uygulama aşamaları şunlardır :
I. Aşama
: Hazırlık
II.Aşama
: Uygulama
III.Aşama
: Değerlendirme ve Sürekliliğin Sağlanması
I. AŞAMA :
HAZIRLIK
Bir örgütte toplam kalite
yönetimi uygulamasına geçmeden önce yapılması gereken bazı çalışmalar
vardır.
1.
Standartlara ulaşılması. (Toplam kalite yönetimini uygulamak isteyen
okullar öncelikle MLO standartlarına ulaşmalıdırlar.)
2.
Tüm personelin eğitimden geçirilmesi,
3.
Mevcut durumun belirlenmesi
4.
Okulun vizyonunun ve amaçlarının belirlenmesi
5.
Okul kültürü ile ilgili bilgilerin toplanması
6.
TKY’ nin uygulanması ile ilgili çalışmaların başlatılması,
TKY’ nin başarılı ve
etkili bir şekilde örgütlerde uygulanabilmesi, gerçekleşebilmesi için
aşağıda belirtilen önemli etkenlerin dikkate alınması gerekmektedir. Bunlar
:
·
Öğrenciye
öncelik verilmesi,
·
Tüm
çalışanların kenetlenmesi,
·
TKY’ne
ulaşmak için yapılacak işlemlerin iyileştirilmesi,
·
İhtiyaçların giderilmesi amacıyla maddi olarak desteklenmesi,
·
Destekleyici bir okul kültürü,
·
Eğitim,
·
Müşteri ve
iletişim
a.
Eğitim :
Kaliteli bir eğitim için TKY ve etkili bir TKY için ise eğitim, “daha çok
eğitim ve yeniden eğitim” esastır. Eğitim TKY uygulamasının başlangıcında
bütün okul personeline verilmelidir. Bunun yanı sıra ihtiyaç duyulan her
konuda ve uygulamanın her aşamasında bu etkinliğin sürekli kılınması
gerekir.
TKY’ de eğitim mutlak bir
zorunluluktur. Böylece geçmiş kültürün ve tutumların değişmesi mümkün olur.
Okuldaki tüm çalışanlar TKY konusunda uzman olan kişiler tarafından belirli
bir program çerçevesinde eğitilmelidirler. TKY’ yi uygulayan bir okul için
bu eğitimin hangi kurumdan alınacağı, içeriği, süresi, kimlerin bu eğitimi
vereceği oldukça önemlidir. Bu eğitimler için üniversitelerden veya Milli
Eğitim Bakanlığının ilgili birimlerinden yararlanılabilir.
Uzun vadede bir TKY
ortamını sürekli kılabilmek amacıyla, sürekli bir öğrenme ortamı
sağlanmalıdır.
Eğitim örgütlerinde
toplam kalite yönetimini başarılı olarak uygulayabilmek için okuldaki bütün
personele hizmet içi eğitim imkanının sağlanması gerekir. Bu sürekli
gelişmenin sağlanabilmesinde, müşteri ihtiyaçlarının belirlenmesinde, ortaya
çıkacak problemlerin giderilmesinde ve hızla değişen dünyaya uyum sağlamada
önemli bir süreçtir.
Eğitim örgütlerinde
yetiştirilen öğrencilere, toplumun ve iş dünyasının istekleri dikkate
alınarak köklü ve kaliteli bir eğitim verilmelidir. Öğrenciler olayların
nedenlerini ayırabilecek kapasitede, bu becerilerle donanmış olarak
yetiştirilmelidir. Öğrencilerin bu becerilere sahip olarak yetişebilmeleri
öğretmenlerin yetenek ve becerilerinin, sürekli gelişimlerinin sağlanması
ile bağlantılıdır. Öğretmenler kaliteli bir eğitim aldıktan sonra hizmet içi
eğitimlerle sürekli olarak okul bünyesinde güçlendirilmeli ve
desteklenmelidir. Öğretmenler belirli konularda çeşitli bilgileri
öğrenmelidirler. Bu bilgileri periyodik aralıklarla öğretmenlere hizmet içi
eğitim faaliyetleriyle vermek öğretmenleri hem güçlendirecek hem de
kendilerine güvenlerini artıracaktır. Bunun yanında temel psikolojik
yaklaşımların alan bilgileriyle desteklenmesi, okulların istenen ortamlar
haline gelebilmesinde, ihtiyaçların karşılanabilmesinde, bu ihtiyaçları
engelleyen sorunların ortadan kaldırılmasında sürekliliği sağlayacaktır.
Artık okullardaki gelişme
göstergeleri kalite hareketleriyle ilgilidir. Bu da rekabetin yaşandığı
günümüz toplumlarında önemli göstergelerden sayılmaktadır. Eğitim
kurumlarının eğitilmiş insanlara ihtiyacı vardır. Çünkü onlar süreç
gelişmesinde eğitime katkıda bulunacaklardır.
b.
İhtiyacın Belirlenmesi :
Okul yönetimi kalite
yönetiminin uygulanmasına başlamadan önce okul personeline ihtiyacı açıkça
gösterebilmelidir.
Mevcut durumun ve
gelecekteki tablonun değerlendirilmesi okul yönetimini işin idaresinde çok
geniş kapsamlı ve temelden farklı bir yaklaşım getirmeyi göz önüne alacak
kadar kaygılandırmalıdır. Örneğin, müşterilerin gittikçe daha fazla talepte
bulunması, rakiplerin güçlenmesi, örgütün güç yitiriyor olması, mevzuatın
rekabet etmeyi güçleştirmesi, özel okulların rekabet oluşturması okulların
TKY ‘yi uygulaması için zorlayıcı bir neden oluşturabilir.
TKY’ nin izlenmesi için
itici bir gücün bir neden bulunması gerektiği gibi okul yönetiminin uzun
vadede bunu uygulama ihtiyacının olduğunu anlaması gerekir. Yani her okulun
kendi nedenini bulması, TKY’ ye giden yolda ilerlemesini sağlayacaktır.
c.
Kalite İçin Yapılanma :
Okul yönetimi, toplam
kalite yönetimini gerçekleştirmek için TKY’ nin okullarında nasıl
uygulanabileceği konusunda inceleme yapar. Okul yönetimi konuya çok yakın
ilgi duyar ve bu konudaki merakını gidermeye çalışır.
Buradaki en önemli nokta
yeni bir yapılanmaya gidilmemesidir. Günümüz kuruluşlarının pek çoğu aşırı
karmaşık ve çok katmanlı bir yapıdadır. Bu nedenle, TKY’ de yeni bir
yapılanmaya gidilmeden paralel bir yapı inşa edilmesi önerilmektedir. Toplam
kalite yönetimi genel olarak hiyerarşik yapılanmadan ziyade yatay
örgütlenmeyi esas alır. Burada temel espri sıfır hiyerarşi ile iş yapmaktır.
Bu anlayışta proje örgütlenmesi söz konusudur. Toplam kalite yönetiminin
uygulanması sırasında yeni bir örgüt yapısı oluşturulmadan mevcut yapı
içinde çalışmalar yapılır.
Paralel yapı
organizasyonu basittir. Okullarımızda da mevcut yapı korunarak yeni bir
örgüt yapısı oluşturulmadan, mevcut oluşumların kaliteye odaklanmış şekilde
çalışmaları gerekmektedir. TKY’ ye geçilmesi ile yeni bir uygulamaya
başladığımız okulun tamamında hissedilecektir.
Kalite için yapılanma
süreci, okul için hiç bitmeyecek bir seyahat olan “kalite yolculuğu”
açısından oldukça önemlidir. Bu süreçte kalite için yapılanma;
·
Kalite
Kurulunun oluşturulması,
·
Kalite
Geliştirme Ekiplerinin oluşturulması,
·
Pilot
uygulama alanının seçilmesi anlamına gelmektedir.
d.
Müşteri İhtiyacının Belirlenmesi
Müşterilerin temel
ihtiyaçlarını ve iyi kalite yönündeki gelişmeleri belirleyebilmek için
müşterilerle sürekli iletişim kurmak gereklidir. Toplam kalite yönetimi
sürecinde, müşteri ihtiyacının belirlenmesi ve verilen hizmetlerin müşteri
ihtiyacına cevap verebilecek şekilde düzenlenmesi önceliklidir. Kaliteyi
yakalayabilmek için, iç ve dış müşterilerle sürekli görüş alış verişinde
bulunmak ve geri besleme kanallarını açık tutmak gerekir. En önemli
hedefimiz, müşteri algıları tarafından belirlenen hedeftir. Bu itici
gücümüzü oluşturacaktır.
Toplum kesimlerinin ne
düşündüklerini, ihtiyaçlarını ve beklentilerini tam olarak anlayabilmek için
kullanılabilecek geri besleme teknik ve yöntemleri şu şekilde sıralanabilir.
1.
Kurum içi anket,
2.
Kişisel görüşmeler,
3.
Müşteri odaklı gruplar,
4.
Müşteri ile doğrudan ilişkisi olan personelden bilgi alma,
5.
Danışmanlar tarafından yürütülen anketler,
6.
Üniversite, özel kişi ve gruplar tarafından yürütülen araştırmalar,
7.
İlgi alanımıza giren kişilerin mektupları, ziyaretleri gibi.
Çağa ve çevreye duyarlı
her yönetimin bu teknikleri yılda bir defa değil, sık aralıklarla yapması ve
bu geri besleme teknikleri ile çözüm önerilerini zenginleştirmesi
gerekmektedir. Eğitimdeki süreklilik, yani öğrenen örgüt olmak aynı zamanda
araştırma konusunda da sürekliliği zorunlu kılmaktadır. Bu konuda eğitim
topluluğu olarak ilgi alanımıza giren kişi veya grupların ihtiyaçları,
memnuniyetleri veya hayal kırıklıkları düzeylerine ilişkin verileri raflara
kaldırmak, onları değerlendirmek, tüm çalışanlarla paylaşmak ve bunu çalışma
hayatının bir gereği olarak ortaya konmasını sağlamak gerekmektedir. Örgüt
kültürünü bu şekilde zenginleştirmek önemlidir. Kaliteyi yükseltmek için tüm
düzeylerde çalışan kişilerin, bu verilere araştırmacılardan daha çok
ihtiyaçları olduğunu unutmamak gerekir.
e.
Kaliteye Bağlanma Kaliteyi Benimseme
Okulun kalite
politikasının belirlenip, okula TKY hakkında ipuçları verilmek suretiyle
kaliteye açık bir şekilde bağlanılmasıdır. Kaliteye bağlanma Kalite
Kurulunun okul personeline sunduğu bulguların ve önerilerin gözden
geçirilmesi ile gündeme gelir. Bu basamakta,
·
Mevcut
durumun değerlendirilmesi tamamlanmış,
·
Kalite
maliyeti ölçülmüş,
·
Müşteri
ihtiyacı ve tatmin durumunun araştırılması tamamlanmış,
·
Çalışanların tutumlarının ölçülmesinden sonra kalite yolculuğundan ne
bekleneceği belirlenmiş, yani yaklaşımın planları yapılmış durumdadır.
Artık kalite
politikamızın belirlenmesi, bir kalite sürecinin geliştirilmesi ve denenmesi
için yeşil ışık yakmak suretiyle kendimizi kaliteye bağlıyoruz.
II. Aşama Uygulama
Bu aşamada Kalite Kurulu
toplam kalite yönetimi sürecinin geliştirilmesi ve denenmesi için karar
vermiştir. Bu amaçla uygun bir birim pilot alanı olarak belirlenir ve burada
TKY süreci tasarlandığı şekliyle başlatılır. Pilot alan belirlenirken o
birimde çalışanların yeniliğe açık kişiler olmasına ve örgüt kültürünün TKY
anlayışına yatkın olmasına dikkat edilmesi gerekir. Pilot alan olarak bir
birimin seçilmesinde amaç, yönetimde yeni bir uygulamaya geçilirken örgüte
zarar verilebilecek ve geri dönüşü olanaksız durumlara meydan vermemek ve
olası zararları da asgari düzeyde tutmaktır.
Okulda TKY bilincinin
yaygınlaştırılması amaçlanır ve bütün birimlerin Kalite Kurullarına
dönüştürülmesi sağlanır. Bu birimleri oluşturan kişiler çalışma planı
hazırlar ve yaptıkları çalışmalar için rapor hazırlayarak ekip liderlerine
verirler.
a.
Okul Kültürüne İlişkin Uygulama Projesinin Oluşturulması
Örgüt kültürü, okulun
değer sistemi, onu yönlendiren görüşlerin, politikaların, programların ve
okul yönetiminin önlemleriyle desteklenen günlük görüşlerin toplamı anlamına
gelir. Bu görüşler bir örtü gibi okulun tümünü kaplar ve insanların
davranışlarını etkiler. Bu durum doğal olarak okulun kimliğini ve kişiliğini
gösterir.
Okulun örgütünde var olan
kültür ile TKY için istenen örgüt kültürü arasındaki uçurumun belirlenip
aradaki farkın giderilmesi gerekir. Bunun için çalışanların tutumlarının ve
okulun değerlerine ilişkin bakış açılarının ölçülmesi gerekir. Böylece TKY
ni destekleyen tutumlar ayırt edildikten sonra aradaki uçurum görülür ve
buna göre planlama yapılır.
TKY’ni destekleyen okul
müdürü, kaliteyi ve TKY’den beklenen sonucu olumsuz yönde etkileyecektir.
Mevcut olan okul kültürünü değerlendirirken ve TKY’ne destek verecek bir
okul kültürü tasarlarken veya düzenlemeler yaparken göz önünde
bulundurulacak değerler ve önlemler şunlardır:
1.
Müşteri memnuniyeti tüm göstergelerin başında gelir.
2.
Ekipman çalışması ve iş birliği yapılması esastır.
3.
İç müşteri desteğinin sağlanması gereklidir.
4.
Uzun vadeli gelişmeler hedeflendiği için, velilerle desteklenmeyen
acele çözümler uygulanmamalıdır.
5.
Bilgiler ve veriler, sezgiler ve tahminlerden daha iyidir.
6.
Çözümler konusunda odaklaşılması, hatta bulunmaya çalışılmaması
gerekir.
7.
Ta |