Lütfen
hepimiz için "TRAFİK
CİNAYETLERİNE SON VERİNİZ –YAŞAMAK İSTİYORUZ"
kampanyası başlatın.
Karayolu
Güvenliği Yüksek Kurulunun yapmış olduğu 65 sayılı toplantısında 2004
yılının trafik yılı olarak ilan edilmesi kararlaştırılmış ve Başbakanlığın
2003/47 nolu konuya ilişkin genelgesi Resmi Gazetede yayınlanmıştır.
Trafik günümüzde günlük yaşantımızın bir parçası haline gelmiştir.
Yaya veya sürücü olarak herkes doğrudan veya dolaylı olarak trafikten
etkilenmektedir.
Her geçen gün trafiği yoğunlaşan karayollarımızda, kurallara
uyulmadan seyredilmesi nedeniyle sık sık trafik kazaları meydana
gelmektedir. Birçok vatandaşımızın hayatını kaybettiği veya sakat kaldığı;
hasar gören araçlar nedeniylede büyük bir milli servetin yok olduğu herkes
tarafından bilinmektedir.
Geçtiğimiz 2003 yılı içerisinde ülke genelinde toplam 422.302 trafik
kazası meydana gelmiştir. Bunun 2.127’sinin ölümlü, 54.006’sının yaralamalı,
366.169’nında maddi hasarlı trafik kazasıdır. Bu kazalarda 2.818
vatandaşımız hayatını kaybetmiş, 95.324 vatandaşımız yaralanmış ve 468
trilyon’luk maddi zarar meydana gelmiştir.
Bu parayla ülke genelinde 16 derslikli 632 okul, 4.740 km. Bölünmüş
yol, 3.476 adet 50 işçinin çalışabileceği trikotaj atölyesi 2.370 köyün içme
suyu şebekesinin yapılabileceği örneğinden hareketle, meydana gelen trafik
kazalarının gerek maddi ve gerekse manevi yönden ne kadar yüksek oranda
milli servetin kaybolmasına neden olduğu açıkça görülmektedir. Bu nedenle
toplumsal bir sorun olan trafik kazalarının önüne geçilmesi için herkesin
üzerine düşen görevi yerine getirmesi gerekmektedir.
Trafik sorununun çözümlenmesi sadece polisiye tedbirlerle mümkün
değildir. Bu sorunun çözümünde toplumun bütün kesimlerinin gayret göstermesi
gerekir. Çünkü bu sorun toplumsal bir sorundur.
Sürücülerimiz sürücü kurslarında trafikle ilgili teorik bilgileri
almaktadırlar. Ancak sadece teorik bilgileri almak yeterli değildir. Aslolan,
bu bilgilerin alışkanlık haline ve davranış biçimine getirilmesidir.
Ülkemizde meydana gelen trafik kazalarında hayatını kaybeden insan
sayısının dünya ortalamasının çok üzerinde olması üzüntü vericidir.
Bu nedenle, kamu kurum ve kuruluşlarının, sivil toplum örgütlerinin
ve gönüllü vatandaşların toplumda trafik bilincinin geliştirilmesi yönünde
daha çok çaba sarf etmeleri; basın ve yayın organlarımızın da bu yöndeki
eğitim programlarına ağırlık vermeleri, toplumsal bir yara haline gelen
trafik sorununun çözümlenmesinde büyük rol oynayacaktır.
Alkol ve
Trafik Psikolojisi
Bir taraftan sayısı ve hızı
artan araçlar yaşantımızın vazgeçilmez bir parçası olurken, diğer taraftan
birçok insanın yaşamına son vermekte, onları sakatlamakta ya da maddi
zararlara neden olmaktadır. Trafik kazaları, dünyanın temel ve Türkiye’nin
ise en başta gelen ve çözümü zor sorunlarından biri olduğu için incelenmesi
ve çözüm yolları bulunması gerekmektedir.
Birçok
ülkede ölümlerin hemen hemen %50’si ve hatta daha fazlası trafik
kazalarından ileri gelmektedir. Trafik kazalarının başta gelen nedenlerinden
biri alkol kullanımıdır. Alkollü olarak araba kullanma, büyük ölçüde alkol
bağımlılığından kaynaklanan bir semptom olarak kabul edilmektedir. Bu yazıda
daha çok alkollü araç kullanma ile trafik arasındaki ilişkiler üzerinde
durulmuştur.
Alkolün Sürücüler Üzerindeki
Etkileri
Son yıllarda sürücülerin içki
kullanması belirgin olarak artmıştır. Bazı ülkelerde trafik kazalarının
%30-40’ının nedeni alkoldür. Alkol almış sürücünün sürücülük yeteneğinin
alkolün etkisi sonucu olumsuz olarak etkilendiği bilimsel olarak ispat
edilmiştir. Küçük dozlarda kullanıldığında, insanlar sabırsız, haddini
bilmez olmakta ve reflekslerin yavaşlamasıyla zihinsel faaliyetler
bozulmaktadır.
Alkollün fazlası ise bireye
aşırı güven verdiğinden, aşırı alkol alan kişiler, kusursuz oldukları
sanısıyla kusur yapmaktadırlar. Bir duble bira ya da 60 cm3 viski ya da rakı
alanlarda yarım saat araba kullanamayacak kadar denge kusuru olmaktadır.
Fazla alkol gözde kararmaya neden olmakta, dikkat, düşünme ve karar gücünü
bozmaktadır.
Alkol miktarı arttıkça
kandaki oksijen azalmakta ve beyin ihtiyacı olan oksijeni temin edemediği
için işlevlerini yavaş yavaş kaybetmeye başlamaktadır. Alkol etkisi ile kişi
saldırganlaşmakta, bazen de uyku hali ve uyuşukluk başlayarak kurallara
uymamakta ve fren, vites ve direksiyonu zamanında gereğince kullanamaz
duruma gelmektedir. Hız tahminleri ve hız karşılaştırmaları azalmakta ve
hatta hızın korku veren etkisinden uzak kalarak hızı çekici bulma tutkusu
başlamakta, mesafe tahmini sıfıra inmektedir . Böylece,
alkollü araç kullananlar yollarda tehdit unsuru oluşturmaktadırlar.
Alkollün sürücüler üzerindeki
olumsuz etkileri alkollü sürücülerin trafik kazaları yapmasına neden
olmaktadır. Aşağıda bu konuyla ilgili görüşlere yer verilmiştir.
Trafik Kazaları ve Alkollü
Sürücüler Arasındaki İlişki
Tehlikeli bir şekilde araba kullanmak, alkolün etkisiyle öfkenin
dışavurumudur. Alkoliklerin, intihara eğilimli oldukları bilinen bir
gerçektir. Bu nedenle, alkolikler, zaman zaman kendi araçlarını bir intihar
aracı olarak kullanmaktadırlar. O halde, alkoliklerin yaptığı kazalar,
genellikle intihar düşüncesiyle işlenmiş kazalardır. Aşırı alkollüyken araba
kullanmak, trafik kazalarına neden olmaktadır. Bunun yanısıra alkollü olarak
araba kullanmak, şiddeti, antisosyal davranışı, öfkeyi, paranoid duyguları,
ölüm ya da öldürme isteğini de beraberinde getirebilmektedir. Özetle,
alkollü olarak araba kullanma ile yollarda meydana gelen ölümler arasında
sıkı bir ilişki vardır.
Alkol
ve trafik kazaları arasında önemli bir ilişki vardır. Bu ilişkinin acı
sonuçları, neredeyse her gün günlük gazetelerin sayfalarında görülmektedir.
“Sarhoş sürücü can aldı”, “Sarhoş sürücü otomobiliyle evin çatısına uçtu”,
“Alkollü araç kullanmanın acı faturası: 4 ölü, 2 yaralı”, “Düğün sonrası
otomobil köprüden uçtu.” Bu başlıklar altındaki haberlerde, çoğunlukla
gecenin geç saatlerinde içkilerin bolca içildiği bir yemekten, bir
toplantıdan, bir düğünden sonra kullanılan araç ile yapılan kazanın öyküsü
anlatılır.
Alkollü araba kullanmaktan kaynaklanan kazalarda ölüm oranı on beş ile
yirmi dört yaş arası gençlerde son derece yüksektir. Araştırma sonuçlarına göre de alkol kullanımının ölümcül trafik kazalarına
yol açtığı bulunmuştur.Alkollü sürücüler yüzünden her yirmi dakikada bir
ölümcül kazalar olmaktadır Motorlu taşıtların üçte birinden fazlası, alkollü araç kullanan şöförlerin
yol açtığı kazalarda parçalanmaktadır. Alkollü olarak
araç kullanan sürücüler trafikte büyük bir risk yaratmaktadırlar. İsveç’te
alkollü araç kullanan sürücülerin oranı yalnızca %1 olmasına rağmen kaza
yapan sürücülerin %6 ile %11’inin kaza anında alkollü oldukları
belirlenmiştir. Kanada’da ölümle sonuçlanan kazaların %43’de, Amerika’da ise
%60’ında sürücünün alkollü olduğu saptanmıştır.
Problemli gençlerin alkol alma ve tehlikeli biçimde
araba kullanma eğiliminde oldukları görülmüştür. Bu gençler alkolün
kendilerini daha saldırgan, korkusuz ve cesur yaptığını iddia etmektedirler.
Bireyin alkolün etkisi hakkındaki görüşleri, alkole
bağlı tehlikeli araba kullanmayı etkileyen en önemli etkenlerden birisidir.
Alkol; saldırgan, yabancılaşmış, kendini güçsüz hisseden kişilere güçlülük
duygusu vermektedir.
Gençlerin alkollüyken de araç
kullanmalarına yol açan faktörler şunlardır: 1) Bireyin alkollüyken, sarhoş
olduğunun farkında olmaması 2) Alkolün etkisini tahmin edememesi 3)
Alkollüyken de güvenli bir şekilde araba kullanılabilir gibi savunma
mekanizmalarını kullanması. 4) Gençler arasında alkollü araç kullanmanın
eğlence, özgürlük, yaşıtları tarafından kabul edilme gibi olumlu etkileri
olduğu yolunda yaygın bir inancın bulunmasıdır. Bu faktörler yollardaki
tehlikenin artmasına, trafik ihlallerine, ölümlere, yaralanmalara v.b. neden
olmaktadır.
Türkiye’de alkollü içki
etkisinde araç kullanmak suçtur. Buna karşın ülkemizde alkollü içki
etkisinde araç kullanılması sanıldığından daha yaygındır. Hemen hiç kimse
gittiği bir lokantada, bir arkadaş evinde içki içtiği için arabasını
kullanmaktan vazgeçmemektedir. Çok içkili olduğu halde arabasını kullanan
hatta kendisini uyaran arkadaşına “Ne o yoksa korkuyor musun?” diye karşılık
veren kişilerin sayısı az değildir . Aslında sorun da buradan
kaynaklanmaktadır. Alkollü kişinin kendine güveni artmakta, buna karşılık
dikkati azalmakta ve refleksleri zayıflamaktadır.
Araştırmalara göre erkekler,
kadınlara göre sarhoşken araba kullanmaya daha fazla eğilimlidirler. 18-25
yaş grubundaki gençler daha çok trafik kazası yapmalarına rağmen bu
gruptakilerin sarhoşken kaza yapma oranları diğer yaş grubundaki insanlardan
daha yüksek değildir. Öte yandan 60 yaşın üzerinde alkollü araç
kullananların sayısı bir hayli düşüktür. Resmi kayıtlara geçen sarhoşken
kaza vakaları, toplam kaza vakalarının %15’ini oluşturmaktadır. Bu konuda
yapılmış araştırmaların pek çoğu, kandaki alkol düzeyi ile kaza arasında
nedensel bir ilişki olduğunu göstermektedir .
|
UYKU VE TRAFİK
KAZALARI
|
Trafik;
Yol, araç ve insan üçlüsünden oluşmakta, bunlardan herhangi birinde
oluşan bozukluk trafik kazalarına neden olmaktadır.
Trafik kazaları tüm ülkelerde önemli bir sorundur.
Amerika Birleşik Devletleri'nde kazalarını, 4. ölüm nedeni olduğu ve
motorlu araç kazalarının %51 ile en çok ölüme neden olan kaza türü
olduğu bildirilmiştir.
Yurtdışında yapılan farklı çalışmalar da bu bulguyu
desteklemektedir.
Ülkemizde farklı bölgelerde yapılan araştırmalarda
adli olayların büyük bölümünü trafik kazalarının oluşturduğu
görülmektedir.
İstatistiklere göre 1998 yılında ülkemizde 440.149
trafik kazası olmuş, 4.935 kişi ölürken 114.552 kişi yaralanmıştır.
Gerçekte bu sayı olay yerinde ölenleri içermekte,
kazadan sonra hastaneye kaldırılıp orada yaşamını yitirenleri
içermemektedir. Halbuki Dünya Sağlık Örgütü Kazadan Bir ay sonraya kadar
ölümleri trafik kazası ölümü olarak kabul etmektedir. Bu nedenle yılda
tahminen 10 bin kişinin ülkemizde trafik kazası kurbanı olduğu tahmin
edilmektedir.
Trafik kazalarında aşırı hız, alkol alımı, tehlikeli araç kullanmanın
yanında uykusuzluk da önemli bir nedendir.
Yıllık tüm kazaların
yaklaşık %1,5’inde temel nedenin uykusuzluk ve yorgunlukla ilişkili
olduğunu tahmin etmektedir
Uykuyla ilişkili kazalar açısından en
çok risk altında olan sürücüler;
a) Uykusu bozulmuş
veya yorgun sürücüler:
>
Mola vermeksizin uzun süre araç kullananlar,
> Gece, öğleden sonra ve normalde uyuduğu
saatlerde araç kullananlar,
> Uyku yapan ilaçlar veya alkol alanlar,
> Tek başına araç kullananlar,
> Uzun, kırsal, sıkıcı yollarda araç
kullananlar,
> Sık yolculuk edenler,
> İngiltere’de yapılan araştırmada uykuyla
ilişkili kazaların saat 02.00 - 06.00 ve
16.00 civarlarında 3 pik yaptığı saptanmıştır,
b) Genç Sürücüler:
Uykuyla ilişkili kazaların geç kalma eğiliminde olan,
az uyuyan ve gece araba kullanan gençlerde yaygın olduğu saptanmıştır.
Kuzey Carolina’da bu tür kazaların % 55’i 25 yaş ya da daha genç
kişilerce yapıldığı görülmüştür. Bu sürücülerin % 78’i erkektir.
c) Vardiyalı Çalışan
Sürücüler:
ABD’de 25 milyon insan vardiyalı olarak
çalışmaktadır. Bu alışılmadık programlarla çalışanların % 20 - 30’unun
yorgunlukla ilişkili araba kazası geçirdiği saptanmıştır. Özellikle gece
vardiyasından eve dönüş tehlikeli olmaktadır.
d) Ticari Araç Sürücüleri:
Özellikle kamyon sürücüleri yorgunluğa
bağlı kazalara eğilimlidir. Kamyon sürücülerinde uyku apnesi olarak
adlandırılan uyku ve solunum bozukluğu yüksek oranda görülebilir. Tüm
ağır kamyon kazalarının en az % 30-40’ında sürücü yorgunluğunun, katkıda
bulunan faktörlerden biri olduğu ileri sürülmektedir.
e) Tanı Konulmamış Uyku
Bozuklukları Olan Sürücüler:
Uyku bozukluklarının kazaları arttıran bir risk
faktörü olduğu bildirilmiştir.
Kronik insomnia (uykusuzluk) , uyku apnesi ve narkolepsi gibi aşırı
gündüz uyuklamasına neden olan bozukluklar tahminen 30 milyon
Amerikalıda görülmektedir. Uyku bozukluğu olan pek çok kişi tanısız ve
tedavisiz kalmaktadır. Örneğin; uyku apnesi orta yaşlı erkeklerin %
4’ünde, aynı yaş grubundaki kadınların % 2’sinde bulunmaktadır. Bu
bozukluk kaza riskini 3 7 kat arttırmaktadır.
İngiltere’de yapılan araştırmada uykuyla ilişkili
kazaların şu kriterlerle saptandığı belirtilmiştir:
>
Sürücünün alkolometre ve kan alkol seviyesinin yasal limitin altında
olması,
>
Aracın yoldan çıkmamış veya başka bir aracın arkasına çarpmamış olması,
>
Fren izlerine rastlanmaması,
>
Araçta mekanik bir problem olmaması,
> İyi
hava şartları ve görüşün açık olması,
> Hız
ve öndeki araca çok yakın kullanmak gibi nedenlerin eliminasyonu,
>
Olay yerine gelen polis memurlarının esas neden olarak uyuklamaktan
şüphelenmesi,
>
Kazadan hemen birkaç saniye önce sürücünün çıkış noktasını ya da
çarptığı aracı açıkça görmesi,
Uykuyla İlişkili Kazaları Engellemede
Etkili Olabilecek Önlemler:
1) Yolculuk Öncesi
Öneriler:
>
Sürücü iyi bir gece uykusu uyumalıdır. Bireysel farklılık göstermekle
birlikte, ortalama 8 saatlik bir gece uykusu gereklidir.
>
Uzun yolculuklar bir arkadaşla beraber yapılabilir. Yolcular yorgunluk
belirtilerini fark ederek ya da aracı sıra ile
kullanmak şeklinde yardımcı olabilirler.
> Her
100 mil (yaklaşık 160 km) veya 2 saatte bir düzenli molalar verilebilir.
>
Alkol ve performansı azaltan ilaçlar kullanılmamalıdır. Alkol ve
yorgunluk birbirlerinin etkilerini arttırır.
> Sık
olarak gündüz uyuklaması, gece uyumakta zorluk veya her gece yüksek
sesle horlama gibi şikayetler varsa uyku bozuklukları açısından bir
doktora danışılmalıdır.
2) Uykulu Sürücüler İçin Öneriler:
>
Yorgunluğu uyarıcı işaretlerine dikkat edilmelidir.
a.) Sürücü
kullandığı son birkaç kilometreyi hatırlamıyorsa,
b.) Yolda sağa-sola sapıyor veya yolda ya da yol
kenarında bulunan, sürücüyü hız ve yol sınırı açısından uyaran
bariyerlere çarpıyorsa,
c.) Dalıyor ya da dikkatini toplayamıyorsa,
d.) Tekrar tekrar esniyorsa,
e.) Gözlerini açık tutmakta zorlanıyorsa,
f. ) Önünüzdeki arabaya çok yakın kullanıyor veya
trafik işaretlerini kaçırıyorsa,
g.) Başını tutmakta zorlanıyorsa,
h.) Aracı ani duruş ve kalkışlarla sarsa sarsa
kullanıyorsa uyuma tehlikesinin olduğunu bilmelisiniz.
>
Sadece radyoyu açmakla yetinmeyin, pencereyi de açın ve onu uyanık
tutmak için diğer “numaraları” deneyin.
>
Mola vermek için güvenli bir yer bulun.
>
Trafikten uzak, güvenli bir alana gidin ve kısa bir süre (15-45 dakika)
uyumasını sağlayın.
>
Eğer gerekiyorsa kısa süreli uyanıklık için kahve veya başka kafeinli
içecekler alın (kafeinin kan dolaşımına geçmesi yaklaşık 30 dakika
alır).
3) Yol Değişiklikleri:
Anayollardaki hız kesici ve yol kenarını
belirleyen bariyerler sürücüyü yoldan çıktığı an uyarabilir. Tekerlekler
bu bariyerlere çarptığında oluşan sarsıntı ve gürültü anayollardaki,
aracın yoldan çıkmasına bağlı kazaları önlemede oldukça etkili olabilir.
Kazalardaki kesin azalma bilinmemekle birlikte çalışmalar % 15-70
oranında azalma bildirmektedir. Sürücü bu bariyerlere çarptığında yorgun
olabileceğini düşünerek dinlenmelidir.
|
YARDIM
Trafik
kazalarında, araç içinde bulunan bir şahsı veya şahısları aşağıdaki
tehlikeler beklemektedir:
* Yaralanma sonucu dış kanamalar
* Çarpma sonucu burkulma, çıkık ve kırıklar.
* Çarpma sonucu beyin veya iç organ kanamaları.
DİKKAT: Kazaya uğramış bir araç içindeki kişinin veya
kişilerin nasıl bir zarara uğradığını kestirmek zordur. En çok
bağırıp çağıran kişiye değil; sessizce oturan ve sabit nazarlarla
bakan kişiye öncelik veriniz. Zira şiddetli bir beyin sarsıntısı
geçiren veya aşırı kan kaybeden kişi, bayılmasa bile soka girmiş
demektir. Kazada en çok korkulan durum beyin kanaması veya belkemiği
kırıklarıdır. Kaburga kırıkları da aynı şekilde ciddiye alınmalıdır.
Kırık kaburgalar iç organlarından birine batarak iç kanamalara
sebebiyet verebilir.
* Kazazede bayılmış veya soka girmiş ise ve emniyet kemerine bağlı
halde duruyor ise hiçbir müdahalede bulunmadan polise ve
hastahanenin ilgili servisine telefon ederek kaza mahallinin
adresini haber veriniz.
* Kazazede emniyet kemerine bağlı değil ve direksiyonun üzerine
yığılıp kalmış ise; oturduğu koltuğun arka kısmını kumanda kolu ile
hafifçe geriye yatırınız. Kazazedenin başını yavaş yavaş kaldırarak
bel ve boyun omurgasını dik tutmaya gayret ederek arkaya yaslayınız.
Böylece kazazedenin rahat nefes almasını sağlamış |
 |
olacaksınız. Boyun ve bel omurgasını dik tutmanızı istememizdeki
maksat, boyun veya belkemiğindeki bir kırık ihtimalindendir. Beyin
ve soğancığın uzantısı olan sinir ağı, belkemiği içindeki
omirilikten geçmektedir. Omurga kırıklarında omiriliğin zedelenme
ihtimali oldukça yüksektir. Omuriliğin zedelenmesi halinde sinir
lifleri kopacak ve kazazede felçlere maruz kalacaktır.
* Kazaya maruz kalan kişi baygın ise ve kanaması da yok ise bir iç
kanama veya kırıktan şüphe etmemiz gerekir. Bu sebeble onu arabadan
dışarıya çıkarmaya çalışmayınız. Koltuğuna dik oturacak şekilde
emniyet kemeri ile bağlayınız. Başını koltuğa yaslamış olarak yardım
gelmesini bekleyiniz.
* Eğer bir dış kanama geçiriyor ise "kanamalar" konusunda
|
|
anlatıldığı şekilde kanamayı durdurmaya çalışınız. Bu işlemi
yaparken yine bel ve boyun omurgasını dik tutmaya dikkat ediniz.
KAZAZEDE DIŞARIDA BAYGIN YATIYOR İSE
* Kazadan sonra sürücü veya yolculardan biri arabadan çıkmış; ancak
şuurunu kaybederek bayılmış olabilir. Bu durum, bir beyin kanamasını
veya dış kanamadan dolayı aşırı kan kaybını akla getirmelidir. Eğer
bayılmaya rağmen nefes alış-verişi normal ise -bir belkemiği kırığı
olabileceğini hesaba katarak- kazazedeyi boylu boyunca uzatınız.
* Bayılmış kişinin kusabileceğini ve dilinin geriye doğru kıvrılarak
nefes borusunu tıkayabileceğini düşünerek -boynunda kırık yok ise-
başını yana çeviriniz.
* Motosiklet kazasında baygın düşmüş birini gördüğünüz zaman
yukarıdaki aynı tetbirleri alınız. Başında kaskı varsa dikkatlice
çıkarınız.

NOT: Kazayı mutlaka telefonla en yakın hastahanenin acil
servisine ve polise haber veriniz. Kazazedenin başında beklemeniz
gerekiyor ise; yoldan geçen bir arabayı durdurunuz. Sürücüsüne
kazayı -yerini belirterek- polise ve hastahaneye telefonla haber
vermesini isteyiniz. |
|
|